AŞIK VEYSEL'E
DAİR(*)
Aşık Veysel halk şiiri geleneğinin son
temsilcilerindendir. Halk şairlerimizin eserlerinde
ortak özellikler olan saz söz ayrılmazlığı, klasik şark
edebiyatının estetiğinde önemli bir yer tutan idalizm
(“idealizm”, olacak.CD) meyli ve bu meylin halk
şiirinde işleyen mücerretlik vasvı (“mürecced vasıf”:
belirleyici nitelik.CD) Aşık Veysel'in sanatında da
egemen unsurlardır. Kısaca Aşık Veysel, tabiatı duyuşu,
duyarlılığı dini bir zümreye bağlı egemen bir karakteri
olmamasına rağmen mistik tarafları, kainat, varlık
yaratılış anlayışı ile geleneğe bağlı bir saz şairidir.
Veysel'in devrandan, felekten, zamandan yakınan
şiirleri kanaat ve sabır dolu şiirlerinde zamana yere
bağlanmadan şairin şahsi yetenekleri içinde devrimizin
sorunlarını, özelliklerini de tıpkı eski ustalarda
olduğu şekilde eski kalıpları teşbihler, mecazi
ifadeler halinde görüyoruz. Harp Destanı'nda olduğu
gibi: “Alışta verişte kalmadı karar/Saatler saati gün
günü arar/Millet bir birinin kanını sorar”, “Nohutla
patates güleşir başa/ Ispanak prasa benzemez
aşa/Mercimek fasülye darı kalmadı!” Sel Destanı'nda
olduğu gibi: “Yağmur yağmış sel bulanık geliyor/Büyük
tüccar her kalemden alıyor/Parası yok, birer marka
veriyor.” Başka bir şiirinde olduğu gibi: “Bir kısmı
muhtaçtır acı soğana/Bir kısmını zengin etmiş yan
yana.”
Veysel'in bir özelliği de şu: Dini şekilciliğin
baskısına dayanamaması onu kırmaya çalışması, allah ile
samimi senli benli olması. Daha doğrusu Bektaşi
geleneğine bağlılığı. Tanrı'ya Hitap şiirinde olduğu
gibi: “Kainatı sen yarattın/Beni çıplak dışarı
attın/Cömertliğin nerde senin”, “İsa allahın oğlu
demiş/Meryem ana neyin imiş/Bu işin var bir de senin”,
“Şeytanı niçin yakmadın/Cehennemin var da senin”.
Veysel çiftçidir. Bazı şiirleri ile köylü özelliği
gösterir. Toprağa bağlıdır, onu sever. Onca (“ona
göre”.CD) toprak hem bir üretim aracı, hem eski bir
deyimle, anasırı erbadan (“anâsır-ı erbaa”: dört unsur;
ateş, hava, toprak ve su.CD) biri, hem de insaoğlunun
yoğrulduğu ilk hamurdur. En sadık dostudur: “Ademden bu
deme neslim getirdi/Koyun verdi kuzu verdi süt
verdi/Yemek verdi ekmek verdi et verdi/Kazma ile
dövmeyince kıt verdi/Benim sadık yarim kara topraktır”.
Aşık Veysel ayrıca dayandığı şiir geleneğinin belirli
konuları içinde (“Şu”.CD) Sazıma, Gerçek Aşık,
Güzelliğin On Para Etmez, Derdimi Dökersem, Mektup gibi
estetik yapısı güçlü şiirler de vermiştir. O'nun bir de
hayatın yeni akışlarına uyarlılığı vardır. Fabrika
ister, Kızılırmak'a köprü ister, Köy Enstitüleri
çalışmalarını benimser, hatta karınca kaderince bu
çalışmalara katılır. Okumanın eğitimin faydalarına
inanır: “Yurdumuza bir top ışık uyandı/Köylerdeki
karanlığı kaldırır”. İki gözü (“de”.CD) görmeyen
şairimiz düşen insanın kurtuluşunu emeğin
değerlendirilmesinde bulur: “Akıllı insanlar çalışır
durmaz/Elden gelen öğün(l)e karın doyurmaz/Sakın
düşmeyesin kimse kayırmaz/Düştün ise Veysel, emek
kaldırır”.
---------
Yazı burada bitiyor. Yazının
daktilo edilmiş bu bölümü hiç bir yerde
yayımlanmamıştır. YABA
YABA genç kuşağın yazın dergisi, 3. yıl, sayı: 23,
Temmuz 1982, “Enver Gökçe Sayısı”, sf. 1.
(*) Enver Gökçe'nin muhtemelen 1960'larda Aşık Veysel
üzerine hazırlamakta olduğu bir çalışmanın
müsveddesinden alınan bu yazıyı, YABA dergisinde
yayımlandığı şekliyle ancak bazı yazın ve noktalama
düzeltmeleri yaparak aktardık. Parantez içerisindeki
eklemeler de bize aittir.CD.
