KUKLA


43
Laf değil, he vallah kuklalarız,
Felek de kuklacı, kambur felek!
Varlık sahnesinde döktürdük durduk,
Yokluk sandığına tıkıldık tek tek!

44
Kim gülmüş felekten,
Yapısı yüceden, bakma:
İşi kalleş ve beter!
Gider yaralıya, yaralı kuşa:
Vurur, tuz biber eker!

45
Beni attı buralara felek,
Eline bir şey mi geçti?
Ne gezer!
Beni burdan götürünce de,
Artar mı terfisi derecesi?
Ne gezer!
Niye getirdi peki, niye götürür?
Bilen kim, hangi kişi?
Ne gezer!

46
Kayıl değilim, dönme felek istemem,
Hele, bağlanacak adam değilim,
Sal beni, sal!
Meylin, aylak kişiye budalaya mı?
Tamam öyleyse, pek işe yaramam,
Şapşalım, şapşal!

47
Bu, derde dert katan gökler,
Beni kapıp götürmeden,
Seni yerime komazlar!
Dünyaya gelmemiş kişiler,
Neler çektik, bilseler bu devirden;
Doğmazlardı anadan, doğmazlar!

48
Yerleri, gökleri, yapıp yakıştıran,
Dağlar vurdu, dertlilerin yüreğine;
Dağladı, dağ açtı çok!...
Toprak hokkasına, yer tablasına,
Çok dudaklardı koyduğu al al;
Çok, misk amber saçlardı çok!...

49
Ha Ali olmuşsun felek, ha Veli,
Bize kâr olmadıktan sonra!
Şu ölmek yok mu, muradı göğsünde gitmek,
Sen ona bak, ona!
Ha yem olmuşun yabanda kurda,
Ha karınca yemiş mezarda seni!

50
Bize tırpan atmış felek bu,
Kalk artık, derdin faydası ne?
Doldur kadehini tezden,
İçeyim, bir tek daha hele;
Olan olacaktır, kaçınılmaz,
Cakı da var mı olmuş bile.

51
Hak hukuk n'arasın felekte,
Olsa, böyle m'olurdu bu işler!
Adalet olsaydı yeryüzünde,
Eli böğründe mi kalırdı böyle:
Erdemli kişiler.

52
Felek derde boğarsın yüreğimi,
Yırtarsın hep, sevinç gömleğimi;
Toprak ettin ağzıma, içtiğim suyu,
Ateş ettin bana, ılgıt ılgıt yeli.

53
Kimse kıvanmamış, çark-ı felekten,
İnsan yemekten doymamış, bu dünya!
Bana bundan ne ki, der; aldanır avunursun,
İvme dur ivme, sana da çok kalmadı sana!

54
Kimindedir çark-ı felek, viran edersün,
Zulüm, eski huyun eski!
Ey toprak, göğsünü yarsalardı senin,
Kimbilir, ne incilerdir sinendeki.

55
Tanrı gibi, elim göğe varsaydı,
Tanrı gibi olsaydım, inan!
Bismillâh şu feleği atardım ben,
Sonra, bir dünya yaratırdım ben:
Berhüdâr olurdu insan!

56
Bir yoldu, dile destan,
Dostlar gittiler, o yola:
Eşti, mezarını kimi,
Kimi, harmanını yaktı bak!
Şu dolaplar, düzenler dünyasında,
Bir eşek leşi gibi ortada kaldık:
Yük ağır, menzil uzak!

57
Zamanın tırnağı yırtıcı,
Tetik dur,
Sakın!
Şeker-şerbet sunsalar,
Ağudur,
Sakın!
Bu rüzgâr,
Acı eser,
Acı!

58
Felek, değirmen, konak, han, hamamını,
Hep, aşağılık kişilere buyur eder ha!
Borç harç olmuş bir sokum ekmeğe hür adam,
......yım böyle feleğin burnuna-burnuna!


---------
Kaynak : Dost Dost İlle Kavga ve Rubailer, Yücel Yayınları, Seçme Eserler: 15, 2. Basım, İstanbul, Ağustos 1975, sf.114 - 121.