HAMZA


1
Güneş attı kemendini göğe,
Açtı sabahı!
Yol dedi bindi atına,
Gündüz padişâhı!
Seher bekleyenlerin müezzini,
Okudu avaz avaz dört yana:
Haydin şaraba!
Vakti.

2
Adın dünyadan kalkmadan şarap iç,
Şarap geldi mi, dert gider yürekten!
Didik didik olmadan bedenin, güzellerden sev,
Okşa saçlarından, çöz belikten!

3
Ne mescite yararım, ne kiliseye
Tanrı yaratmış gönlünce beni
Benim, ben orospunun pisi, gavur fukarası
Hiç iş yok bende
Ne din, ne dünya, ne cennet ümidi.

4
Dağa döksen, dağ sarhoşlar, oynar,
Şaraba kötü diyen, kötüdür be!
Bir ince fikirdir şarap, eğitir, yüceltir.
Söz etme şaraba kötüdür diye.

5
Pırıl pırıl şerbetimsin şarap sen,
Bense, dellenmişim bir.
İçeyim seni, içeyim ki öyle,
Allahını şaşsın beni gören:
Oho desin bay şarap nerden böyle?

6
Katresi bir yana koca Çin bir yana
Yüz gönül, yüz din bir yana
Şaraptan da güzeli olur muymuş söyle
Acı ama bin tatlı can bir yana

7
İçiyorum, yerinde yaptığım sor bilene,
Ne diyebilir aklı eren, allah allah daha da ne.
Tanrı önceden yazdı, bilir ki içerim,
Bir de cahil mi çıksın yüzümden, içmeyim de.

8
Vaktidir, şerbetimin vakti:
Benzimi döndüreyim hurmaya!
Şu zır zır akla bir şarap kütleteyim ki:
Yıkıla, kalkmaya, karşımda durmaya!

9
Bahar mevsimi benden uzak olmalı uzak
Akıl hele sen öte git öte git
Arkam sensin, kalem sensin şarap ey
Gövdem sensin, konağım sen ey söğüt.

10
Ölünce, beni şarapla yusunlar,
Verilsin talkınım:
Yani kadeh, şarap şiirleri okusunlar.
Arayan çıkarsa mahşer gününde,
Varsınlar meyhaneye:
Beni kapı toprağından sorsunlar.

11
Şarap sence başağrısı bilirim,
Ömrümün varıdır o benim, doldur!
Baksana şu işlere, dünya mı bu aval;
De durma oğul, tez ol, ömrün gidiyor!

12
Gerçeği bildiysen, hesaplaş kendinle,
Önce ne getirdin, sonra götüreceğin ne?
Şaraptan ölüm var içmem diyorsun,
İçsen de öleceksin, içmesen de!

13
Akla uy, sarsak olma, yumul kadehe,
Boşver, cennet cehenneme gel şu kevsere!
Neyineymiş ipek sarık, ver şaraba gitsin
Çaput sar öyle gez, adam hey sende!

14
Bana bir huri güzel,
Dolu bir kadeh sunsun, çimende, ilk-yazda:
Sözüm sizden ayıp itten rezilim,
Daha cenneti alırsam ağzıma.

15
Başıma hep güzellerin sevdası,
Elimde hep bardak olsun!
Derler:
Tanrı tövbe nasip etsin sana.
Etmez, bilirim etmez ya,
Etse de benden ırak olsun!

16
Ver, balım şaraptan,
Ver, gül yüzlü kadehimi!
Şarap deme, zincir gibidir ayaklarda:
Kıvranır, büklüm büklüm durur!
Deli olmuşum, deli:
Ver ondan, ver,
Vur zinciri, vur!

17
Bu ay'la bu Zühre, gökte doğdum doğalı,
Al şaraptan daha iyi şey, görmedi insan!
Şaşarım, şarap satanların aklına şaşar:
Daha iyi ne alacaklarmış, bu sattıklarından!

18
Her şeyi boşlarım,
Şarabı, ı-ıh!
Her şeyden sakınırım,
Şaraptan, ı-ıh!
Müslüman mı olmalı,
He dedim, peki!
Şarap n'olacak,
Şu gavurun malı;
Terkler miyim ki?
I-ıh.

19
Şarap iç, şarap iç, uyursun
Çok, çok, bu gülün, bu dalın altında.
Kimsiz kimsesiz, garip, ne eş ne yaren!..
Kimse duymasın söz aramızda:
Lâle açmaz, bir daha, bir daha;
Solup, dökülen!

20
Ayıklık bilmedim ömrümce,
Kadir gecesi de olsa, gece
Sarhoşum, sarhoş!
Dudak dudağayım kadehle,
Küple koyun kucak;
Elim, sabahlara dek,
Sürahinin boynunda!

21
Şarap çekerim, çen-çen ederler durmadan:
Şarap din düşmanıymış, falan da filan
Pekâlâ öyleyse, ne bileyim böyleymiş iş,
Savulun, kanını içeceğim, nerde o düşman!

22
İçmiyorsan, bari kınama içenleri,
Dur, bu numara bu düzen de ne?
Tıkındığın yüzlerce lokmalar n'oluyor
Böbürleniyorsun ama, içmiyorum diye.
Seninkinin yanında bizim şarabın,
Hükmü n'olur fıkaracık: kul köle.

23
Dikme, keder ağacını kalbe,
Sevinç kitabı düşmesin dilinden.
At derdi, şarap iç, bahtiyar ol
Şu dünyada ömür, üç günlük.

24
İçersen, bilgelerle iç,
Selvi boy, lâle yüz bir güzelcik olsun!
Üzülme, idareli iç, düşme dilden dile,
Azar azar, arada bir, gizlicecik olsun!

25
Asılacağım bu gece, batmanlık kadehe,
İki kadehte tamam, dünyalar benim!
Siftah bir:
Boşadım sizleri üç kere, yallah akıl,yallah din,
Gel canım üzüm kızı, girelim gerdeğe!

26
Bana, az iç n'oluyor bu kadar düşmek buna,
Hele hiç vazgeçtiğin yok; özrün ne diyorsun!
Aşıkım yâr yüzüne, geçemem seher şarabından,
Al sana özür, gün gibi açık; daha ne olsun!

27
Yazlar-kışlar gelir geçer,
Yele savrulur, ömür defterimiz.
Dert neymiş, içeceğim bir acı şarap,
Ne demiş bilge:
Dünya elemleri zehir, ilacı şarap!

28
Keyfimden mi geldim dünyaya, elimde miydi,
Ne fayda, yine gideceğim murada ermeden.
Belini sıkça bağla, kalk güzelim kalk
Dünya gamını, şarapla yuyacağım ben.

29
Dedim hoşça kal, gül renkli şaraba,
Dedim tövbeler, dedim üzüm kanıdır,
Dedim, kan dökmiyeyim bir daha!
Gün görmüş aklım dedi: essah mı?
Dedim dur, şaka yahu şaka!

30
Emret ki gele gül şerbeti,
Bir gece baskınında gitmek var!
A mubarek, altın mısın ki seni,
Gömsün gömsün de çıkarsınlar!

31
Cennette şarap var, tanrı söz verdi ya.
Bir de haram mı edermiş her iki dünyaya!
Be yavri, Arabın devesini öldürdü diye
Peygamber haram etti şarabı: Hamza'ya!


---------
K
aynak : Dost Dost İlle Kavga ve Rubailer, Yücel Yayınları, Seçme Eserler: 15, 2. Basım, İstanbul, Ağustos 1975, sf.95 - 108.